Doom Kitabı hakkında yorumlar

doom doom

1. Özgür Çetin: “Yaklaşık 35 yıldır kitap okuyorum. İlk kez böyle bir kitap gördüm.”

2. Nuray Güneş: “Hiç elimden bırakmadım kitabı. Dün akşam uykuya yenik düştüm 🙂 Akıcı, sade, sevdim. Hatta belki Doom oynamayı bile düşünebilirim :D”

3. Uğur Esef: “Genelde bu saatlerde (Gece vakti) PC başında ufak gezinti yapar, kapatmadan önce de birkaç el mutliplayer Half-Life oynar, öyle yatarım. Ama bu gece başka sebeplerden ötürü girmedim oyuna. Yattım, telefonumun flash ışığını açtım ve üst ranzanın altına ışık vuracak şekilde sabitledim. Kitabı okuyorum şu an. Bir ara okuma lambası alsam iyi olacak 🙂 Bir fikirden yola çıkılarak o fikrin bir süre sonra fiziksel olarak elde tutulması çok heyecanlı bir şey olsa gerek. Bir rehber niteliğindeki, kendi deyimimle ‘yazılı belgesel’ olan kitap çok ama çok hoşuma gitti. Bu kadar ay beklememe değdi açıkçası. Devamını da bekliyorum. Bu tipte kitaplar devam etmeli :D.”

4. Barış Yazganç: “Tam Pentagram – Akustik albümünü dinlerken bir paket bırakıldı masama :). Şimdi daha bir keyifle dinleyebilirim. Kitabı akşam bir nefeste bitirecekmişim gibi bir his var içimde.”

5. Kağan Moray: “Doom Kitabı’m geldi. Böylesine güzel ve değerli bir kitabı dünyaya getirdiği için Mahmut Saral’a çok teşekkür ederim.”

6. Batur: “Kitap için çok teşekkür ederim. Ulaştığı gece bir oturuşta bitirdim. Anlatım çok ilgi çekiciydi. Biraz daha anılarınız kısmına ağırlık verseydiniz diye bir sonraki kitap için tavsiyede bulunabilirim. Mavra kısımları özellikle güzeldi. 2 tane gamer arkadaşım var. Onlara da size destek olması için kitabı almalarını ve salt destekten öte, kitabı okumaları gerektiğini söyledim.”

7. Selim Tan: “Kitabı bugün bitirdim, çok beğendim. Elinize sağlık. Bu tür çalışmaların Türkiye’de artması dileğiyle.”

8. Asil Taşkın: “Süper kitap olmuş. Etrafıma da aldıracağım. Bir hatunu da Doom’a başlattım sayende. Hayırlara vesile oluyor :D.”

9. Arda Eden: “Kitabınızdan TeknoSeyir ekibiyle yaptığınız söyleşi sayesinde haberim oldu. Çalışmanızdan ötürü sizi tebrik etmek isterim. Türkiye’de bu ve benzeri alanlardaki nitelikli yayın açığını kapatacak bir eser olduğundan hiç şüphem yok. Sabırsızlıkla elime geçmesini bekliyorum.”

10. Sabri Kasapoğlu: “Acilen bu kitabın ikincisi çıkmalı. Bu beni tatmin etmedi arkadaş :). Hemen bitiverdi. Hakkını vermem lazım. Gerçekten uzun zamandır böyle bir oyun kitabı okumamıştım. Macera kitapları gibi sürükleyici. Tam diyorum burada bırakacağım, ama bir sonraki sayfada neler yazıyor diye merakımdan bırakamıyorum. Teşekkür ediyorum. Emeğine ve yüreğine sağlık. Kesinlikle ikinci kitap da olmalı, yoksa dilimden kurtulamazsın :).”

11. Donanım Arşivi: “Dünyanın en iyi Doom koleksiyonuna sahip olan Mahmut Saral’ın yazdığı Doom Kitabı… Ne yalan söyleyeyim, kitabı görür görmez kıskandım ve ‘bu kitabı ben yazmalıydım’ dedim, ama iyi ki de Mahmut abi yazmış. Bilmediğim birçok detayı ve eskileri de bu kitap sayesinde okuma imkanı buluyorum. Gerçekten okumaya değer çok güzel bir çalışma olmuş. Bir Doom hayranı olarak herkese tavsiye ederim. Abdullah.”

12. Tulga DayanTürk: “Uzun zamandır oyunlarla alakalı ne bir makale, ne bir ön inceleme okuduğum için Mahmut’un Doom Kitabı ilaç gibi geldi diyebilirim. Öncelikle eline sağlık. Bu kitabı Mahmut değil de, id ekibinde başından sonuna kadar yer almış birisinin yazdığını düşünüyorsun. Kitap değil sanki ansiklopedi olmuş. Doom ile alakalı bilinen-bilinmeyen her şey bu kitaba dökülmüş. Türk oyunseverler bence çok şanslı olmalı. Bu kitabı okurken 20 yıl geriye gittiğim de oldu. Quake’ler, Doom’lar, Wolfenstein’lar. Bu oyunlar efsaneydi, ta ki Resident Evil ve Metal Gear serileri gelene kadar :D. Umarım önümüzdeki yıllarda John Carmack gibi bir adamın ekibinde olman dileğiyle başarılarının devamını diliyorum.”

13. Emrah Kiremitçi: “Öncelikle kitabınız için sizi tebrik eder, çalışmalarınızın devamını dilerim. TeknoSeyir sitesinde yer alan tanıtımda, çabanızdan ve çalışmalarınızdan etkilenerek kitabınızın elde edilmeye değer bir eser olduğunu düşünüp tarafınıza siparişimi geçmiş bulunuyorum.”

14. Tolga Savaşçı: “Doom hakkında bu kadar detaylı bir kitap var mıdır bilmiyorum, ama sevgili Mahmut harika bir esere imza atmış. Bir çırpıda 30 küsür sayfa okuduğum kitap, anlaşılır ve sade bir üslupla kaleme alınmış. Akıcı, bir o kadar da detaylı ve bilgilendirici. Hayranı olduğum Half-Life’ın da keşke böyle bir kitabı olsa diye içimden geçirirken, ‘Tebrikler Mahmut’ diyorum.”

15. Esin Abay: “Doom Kitabı’yla ilgili düşüncem, ‘Nasıl olabilir ki?’ idi. Okumaya başladığımda, tıpkı bir çocuğun doğumuna-büyümesine şahit olur gibi, Doom’un doğmasına ve büyümesine şahit oldum. Bu gerçekten şaşırtıcı ve eğlenceliydi. Hele ki bazı yerlerde ‘Doom senin, sen de Doom için yaratılmışsınız’ izlenimine kapıldım :D. Son oyunu bayağı süredir oynuyorum, daha da oynarım. Çünkü korkutmaktan çok keyif veriyor. Çok fazla mod var ve insan stres atıyor. Maalesef önceki oyunları korktuğum için oynayamamıştım. Ama bu kitaptan aldığım gazla Doom 3 BFG Edition’a gözümü dikmiş bulunmaktayım. Hep birlikte nice Doom’lara!”

16. Duygu Bekler: “Kitap dün öğlen saatlerinde bana ulaştı, yoğunluktan yazamadım. Eşim oynarken izlediğim Doom oyununa sizin sayenizde ben de başlamaya karar verdim :). Yeni işinizde başarılar diler, iyi çalışmalar dilerim.”

17. Ozan Mustafa Tuncal: “Kitabı bitirdim, hatta 3. tekrarımı yaptım ve öyle yazıyorum şu an. Kitabı okurken kafamda resmen tekrar oynadım oyunu. Her bir hatırayı tekrar tekrar hortlattı. Klavyene sağlık! Devamını merakla bekliyorum!”

18. Zahit Dereli: “Sık sık kitap okuyan biri değilim. Lakin Doom Kitabı, cümlelerin didik didik altını çizdiğim ve tek oturuşta bitirdiğim ilk kitap oldu. Emeğinize sağlık :).”

19. Pissacore (Ekşi Sözlük’ten): “Oyun tarihine yön vermiş Doom’un belki de en büyük hayranlarından olan Mahmut Saral tarafından yazılmış kitabı. Bayağı da bir emek var. İlgili kişilerle yapmış olduğu röportajlardan tut, Facebook ve e-mail ile sorduğu soruları ve iletileri de eklemiş. Çok fazla Doom hayranı olmasam da, Doom’un tarihçesi, id Software yapısı ve oyun sektöründeki yeri gibi konulardan dolayı çok severek okudum”.

20. Erkan Ertürk: “Mahmut’çum selamlar. Kitabını sonunda bitirdim. Ellerine ve aklına sağlık. Yaşamın tatsız ve rutin geçmeye başladığı şu son yıllarda artık yaşlanmaya başladığımı düşünmeye başlamıştım. Ta ki kitabın sayfaları beni hayatımda önemli bir dönüm noktası olan Doom’a ve onu yaratan ekibin hikayesine, nostaljik bir yolculuğa götürene kadar. Kısacası, ufaktan bir elektro şok yemiş ve hayata dönmüş gibi hissettim :). Teşekkür ederim. Abartıyor diyebilirsin, ama geçmişin keyifli günlerini tekrar anımsamama vesile oldun. Artık bundan sonra bir Quake kitabı beklerim. Mümkünse kitabın büyük çoğunluğunu Quake 1’e ayır lütfen.”

21. Öztürk Uyanık: “Dostum, uzun zamandır okuduğum en eğlenceli kitap diyebilirim. Bitmesin diye hep az okudum ve uzun bir süreye yaydım. Bugün, 5 yıldır arkadaş olmamızın şerefine yorum yapayım dedim. Yıllardır Doom oynuyorum, tüm oyunlarını oynadım, ama Doom hakkında meğerse hiçbir şey bilmiyormuşum. Kitabı okurken, sanki Doom oyunları yapılırken ben de oradaymışım gibi hissettim ve oyunların yapılış süreçleri gözümde canlandı. İyi ki yazdın bu kitabı, iyi ki varsın Doom Collector.”

22. Oyuncuyahaber: “Bitmesin diye yavaş okudum :). Çok güzel bir kitap olmuş, eline sağlık. Devam kitabı ya da yeni bir kitap yazmayı düşünüyor musun? :)”

23. Steelfıist (TeknoSeyir üyesi): “Murat Gamsız’ın sürekli olarak söylediği, Levent Pekcan’ın hep bahsettiği gibi bir olay gerçekleşti ve hiç haz etmediğim AMD’e bir sempati oluşturdum. ‘Evime AMD giremez’ diyen biri olan bana ‘AMD, iyi vizyon sahibi kişilerle çalışmaya başlamış’ dedirtti. Bravo AMD’ye. Diğer firmalar da, TaleWorlds olsun, AMD olsun, bu tip hareketleri örnek almalılar. AMD burada yaklaşık 3 dakikadır kendinden bahsettirdi (Kitapla ilgili röportaj videosundan söz ediyor) ve bunu TV ya da başka bir yerde yapsaydı belki çılgın paralar ödeyecekti. Ama bunu burada daha cüzi rakamlara başardı.”

24. Mahmut bin ikiyuz (Ekşi Sözlük’ten): “Üşenmeyip taa Birleşik Krallık’a kadar kitabını yollamış, mtulu etmiştir Mahmut Saral. Bir solukta bitiyor zaten ve eminim okuyan oyuncu okur kendinde bir şeyler bulacaktır.”

25. Ali Aksoy (TeknoSeyir üyesi): “Türkiye’de böyle özgün işler yapanların olması çok güzel. Tebrikler Mahmut Saral. Kendinize has samimi sohbetiniz için teşekkürler TeknoSeyir.”

26. Beril Sergün Kaya: “İmzalı Doom Kitabı’m geldi sabah sabah. Mahmut Saral, cansın.”

27. Yalın Kuleyin: “Mahmut Saral, eline emeğine sağlık. Başarılarını canı gönülden dilerim.”

28. Justin Strunk (Amerika’dan sıkı bir Doom hayranı): “Kitap geldi! Mahmut Saral, dünyadaki en geniş Doom koleksiyonuna sahip. Avrupa’da ve ülkesi Türkiye’de biliniyor. Aynı zamanda video oyunları ve teknoloji üzerine çalışmalar yapan bir gazeteci. O, ilk günden beri Doom serisine ilgi duyan, hardcore bir hayran. Bu kitabında da Doom tutkusundan bahsediyor. Neyse ki ofisimizde Türkçe bilen arkadaşlarım var ve kitabı okumam için bana yardımcı olacaklar (Özet)”.

29. Ahmet Kasapoğlu:

Kitap hakkındaki ilk yorumu:

“Kitap geleli 3-4 gün oldu sanırım. Yarıladım ve azar azar ilerliyorum. Bitsin, o zaman da bir yorum atacağım ama başlangıç olarak bir yazayım istedim. Başlarda açıkçası çok bir beklentim yoktu, açık konuşayım. Zaten Doom tarzı FPS oyunlarını pek tercih etmiyorum. Bu sebeple ‘Herhalde Doom’u bilenlerin anlayacağı bir kitaptır’ gibi geliyordu bana. Bu sebeple de alıp almama konusunda kararsızdım.

Sonuç olarak (Şimdiye kadar okuduğum itibarıyla) harika bir kitap olmuş. Tüm emeklerine kesinlikle değmiş. Farklı bir oyun için benzer bir kitap daha yazarsan bu kez düşünmeden alırım. Hele ilk bölümde bahsettiğin çocukluk anıların. Benim de yaşım 30 ve bu bölüm beni benden aldı. Ben de bir Doomcu olmasam da arkadaş ortamlarında, okul defterlerinin arkasına notlar alarak az FIFA 99 turnuvası yapmadım. Sadece çocukluk anılarıyla ilgili seninle oturup muhabbet etmek isterim. Doom ile ilgili kısımlara gelirsek, çoğu yeri, “Vay anasını, bu böyle mi olmuş?” gibi tepkilerle okudum. Arka planda yaşananları çok güzel anlatmışsın. Bitirdiğimde şimdiden ikincisi olsa direkt okumaya geçeceğim bir kitap olmuş.”

Kitap hakkındaki final yorumu:

“Hocam kitap bitti. Kitap diyorum da National Geographic’in karşısına oturmuş belgesel izlemiş gibiydim. Arkadaş ortamında birçok bilgiyi kullanır hale geldim. Çok sevineceğin bir şey olarak, sanırım yepyeni bir Doom severin çıkma ihtimalinin olması. Daha almadım, ama hem Doom 3: BFG Edition’ı hem de 2016 model Doom’u deneyeceğim. Kitabın etkisi bu. Tekrardan eline sağlık, Doom’lu günler.”

30. Onur Berke İnce: “Geçen gün kitabı detaylı bir şekilde inceleme fırsatım oldu. Açıkçası senin kadar Doom oynayan ve meraklı olan biri olmasam da bazı olayları betimleyiş biçimin ve detaylı anlatımın cezbetti doğrusu. Güzel kitap olmuş. Eline koluna sağlık.”

31. Metin Çatalkafa: “Mahmut dostum merhaba. Kitabını çok beğendim. Arkadaşıma da almak istiyorum. Bu yüzden ikinci siparişi geçiyorum.”

32. Tolga Tamir: “Çok kitap okumayı sevmem, ama bu kitabı 2-3 günde bitirdim, çok sardı. İkinci kitabı merakla bekliyorum, daha neler göreceğiz acaba…”

33. Ergin Sefer: “Merhaba. Doom Kitabı’nız yeni elime geçti. Çıktığından ne yazık ki geç haberim oldu ve D&R üzerinden sahip oldum. Kitap gerçekten çok güzel, elinize sağlık. İmzalatamamış olsam da bir sonraki kitabınızı heyecanla beklemekteyim.  Umarım onu imzalatma fırsatım olur. Söz vermiş bir Doom hayranı olarak, Ergin Sefer.”

34. Bülent Güven (Kurtalan Ekspres’ten): “Kitabı okudum, ellerine sağlık. Göremediğimiz detaylar çok iyi yansıtılmış.”

35. Dilara Şatır: “Kitabın için emeğine sağlık, gğzel olmuş. Senin kadar Doom’u bilmediğimi söylemiştim ki yanılmamışım. Oyunu uzun zamandır oynamıyordum. Şimdi gidip yeniden açacağım bu sayede.”

36. Sinan Akkol: “Baştan sona okudum, bitirdim. Gayet güzel, keyifli. Mahmut’un hikayesini, Doom’la olan macerasını görmek çok hoşuma gitti, ama eleştirmen şapkamı alıp burada takıyorum Mahmut, kusuruma bakma. Eğer böyle yapmazsam kendimi hem görevimi yerine getirmemiş hissederim hem de bir sonraki kitabında inşallah daha iyisini yapabilmen için bunu söylemem lazım.

Kitabının %50’sinden fazlasının daha önce basında yayınlanmış yazılardan oluşmasındansa Doom’la ilgili senin yaşadıklarını, senin hikayeni okumak daha fazla hoşuma gitti. Beni aldı geriye götürdü. Çünkü benim de hayatımda Doom’un çok özel bir yeri var…”

Devamının da yer aldığı “SÜRPRİZ! :D” isimli video için:

https://www.youtube.com/watch?v=7MNt7mQFonU

37. Hümeyra Yıldırım:

“Bir işin ya da konunun; onu yapan kişi tarafından ne derece iyi bilindiğini ve iyi yapıldığını ifade etmek için, ‘’ Kitabını Yazmak ‘’ deyimi kullanılagelir. Mahmut Doom Saral, bu deyimi hem mecaz hem gerçek anlamda temsil eden nadir şahsiyetlerdendir. Sen gel hem senelerce iblis öldür hem de kalk bu işin kitabını yaz. ‘’ Olacak iş mi? ‘’ demeyin, oldu bile!

Teknoloji Tanrısı’nın bilgisayar evreninde yarattığı atalardan olan Doom’un söz konusu olduğu bu eserde; Doom oyununa dair süreç büsbütün mercek altında.  ‘Doom denen çocuk nasıl bir varlık?’, ‘Babası John Carmack nasıl biri ve evi id Software nasıl bir yer?’, ‘Burada Doom için  kimler, nasıl çalıştı?’ gibi sorulara cevaplar bulunabilecek ilginç bir çalışma. Eserde spesifik olarak Doom konu edilmiş olsa da;  alanında türünün tek örneği olan, inceleme-araştırma literatürüne (bence) incelediği farklı konu ve farklı yaklaşımı ile yeni bir boyut kazandırıyor.  Büyük bir boşluğu doldurmaya ve ileride yapılacak bir çok çalışmaya hizmet ediyor.

Keşke izlenilen her film veya oynanan her oyunu anlatan bu kadar ayrıntılı ve yaşanmışlık barındıran eserler okuyabilsek.  Bunun inanılmaz bir keyif olduğu kanısındayım; hem kendi dilimizde hem de kendi kültürümüzün kodları ile yetişen bir insanın, dünya çapında yapılmış bir işe olan yaklaşımı oldukça önemli.  Ben Doom‘dan bî haber bir insan olarak (Mahmut Saral; Başka Doom figürünüz yok mu dediğinde, ben de Dr. Doom ‘u gösterecek kadar) keyifle ve merakla okuduysam, Doom severler için bu kitap  -başucu kitabı- niteliğinde olmalı. Yazarın, sadece konuyu anlayan değil yaşayan bir insan olması da esere ayrıcalık katmaktadır.

Doom Kitabı’nda; Sadece Doom oyunu için değil genel olarak diğer oyunlar için de; ‘Bir oyun nasıl hazırlanır?’, ‘Hangi Teknik donanım gereklidir?’, ‘Ekip nasıl çalışır?’, ‘Maddi ve manevi fatura ne olur?’, ‘Süreç nasıl işler ?’,  ‘Ne tür bir mesainin ürünüdür?’ , gibi birçok konuyu aydınlatabilir. Bunun yanı sıra 90’larda Amerika’da çıkan bir oyunun, dünyanın başka bir memleketinde yaşayan bir çocuk üzerindeki etkisi ( hala sürüyor ) aşikar.  Ödev parasını internet kafede oyun oynamak için harcıyor olması sanırım bu sektörün ulaştığı başarıyı gösteriyor. Teknoloji denen Tanrı’nın ve ürünlerinin; yaş, kültür, para vs. hiçbir sınır tanımadığı aşikar. Dahası 29 yaşına gelmiş olan bu çocuk, gelişen teknoloji ile beraber gelişmekte olan Doom oyunu ile hala yakından ilgili. O kadar ki; kitabını yazacak kadar. Bir tek kitabını yazmak değil; şahsıyla bütünleşen Doom, O’nun ikinci adı.

İzninizle Mahmut Doom Saral’ı gösterebilecek 10 madde; (S.41’deki maddelere ithaftır)

  1. İçki içmiyor, Doom oynuyor,
  2. Doom’lu Edition kulaklığı ve Doom‘lu kot ceketi var,
  3. KFC’de kova kova tavuk yerken bile, Doom ‘un yeni çıkacak oyunu üzerinde, geçmiş oyunlardan dataları mukayese ederek tahminlerde bulunabiliyor,
  4. Doom‘un kitabını her türlü yazdı , vay be!
  5. Enerjisini bize aktarması için Doom en iyi yol,
  6. ‘’ Doom ‘’ derken gözleri daha bir ışıl ışıl,
  7. Sanal ve gerçek arasında eğlenceli bir dünyası var,
  8. Yorulmuyor (Hep konserlerde , gezmelerde)
  9. Nev – i Şahsına Münhasır kişi,
  10. Tek kelime ile, Ooo birrr DOOMFULL..!

Doomfull’un yıllardır süren mesailerinin neticesinde meyvesini vermeye başlamış olan çalışmalarının devamı diler, bu alanda yapılacak olan diğer kişilerin çalışmalarına da kaynak ve örnek teşkil etmesini ümit ederim.

Saygılarımla;

Hümeyra YILDIRIM”

38. Aiberg (TeknoSeyir üyesi):

“Artık 31 yaşındayım ve eskisi gibi ara vermeden, tamamen kendimi kaptırarak, o oyun evreninde yaşıyormuşçasına maceralara atılıp büyük bir zevkle oyun oynamayalı çok uzun zaman oldu. Elimden geldiğince bütün uygun şartları hazırlayıp, dikkat dağıtıcı unsurları ortadan kaldırıp, kendime bir bilgisayar oyunları oynama ortamı hazırlamaya çalışmayı denedim. Tabii ki yaş ilerledikçe sorumluklar artıyor ve yoğun iş temposu nedeniyle ancak hafta sonu tatilinde, zaten olmayan sosyal hayatından fedakarlıkta bulunarak zaman ayırabiliyor insan esaslı bir oyun seansına. Eskiden masaüstü bilgisayarımı kullanırdım bu iş için. Ta ki şimdi 9 yaşına gelen yeğenim ve ufak kardeşi hafta sonu babaanne-dede ziyaretlerinde amcalarını kendileriyle ilgilenmeleri için alıkoyana dek.

Önce bilgisayar başından kalktığım ve bu kadar şeker iki insan yavrusunun sevgisine mazhar olduğum için gözüme güzel gözüken bu olay, daha sonraları benim için pek de hayırlı olmamaya başladı. Yeğenlerimin bir süre sonra masaüstü bilgisayarı kendi oyunlarını oynamak için işgal etmeleriyle durumun aleyhime döndüğünü fark etmem bir oldu. Onları masadan kaldırıp kendim oyun oynayacak kadar bencilce bir davranışta bulunamazdım ne de olsa. Artık tek bir işe yarıyordum: Onların istedikleri oyunları yüklemek, çalışır hale getirmek, pili biten kontrolcülerin pilini değiştirmek… Hem daha ne istiyordum? İlk yeğenim doğduğunda o büyüdükçe onu bilgisayar oyunlarıyla tanıştırmak değil miydi zaten hayalim? Ne var ki, yaşlandığımın belirtisi olacak, bu yeni kuşağın sevdiği oyunları ben sevemiyorum, her zaman singleplayer ve kendimi kaptırabileceğim bir öykü tercih eden yapımın yanında onların sevdiği belirli bir hedefi olmayan (favorileri Minecraft ve onun benzeri Growtopia) ve genellikle multiplayer oyunlara bir anlam veremiyorum. Neyse, herkesin zevki kendine…

Masaüstü elden çıktığına göre işte kullanacağım dizüstünü bari oyun oynayabilir güçte tercih edeyim diyerek hafif ve dışarıdan iş hayatının gerektirdiği profesyonel görüntünden ödün vermeyen ama içinde i7 işlemci, Raid SSD, bolca bellek ve en üst model ekran kartı barındıran bir kuzu postuna bürünmüş kurt aldım. Sonuç: Game of the Year sürümünü çıktığı gün alıp kurduğum Witcher 3’ü 1 senedir intro ve tutorial’dan sonra 10 dakikadan fazla oynayacak kafa rahatlığı bulamadım. Bundan sonra kaderime razıyım. Bol bol oyun sektörüyle ilgili makaleler okumak, oyun inceleme videoları izlemek ama iş oturup oynamaya geldiğinde bir türlü kendini verememekle geçecek bir ömür!

Mahmut Saral’ın Doom Kitabı’nı okuyunca bu düşünceler geçti kafamdan: Bütün yaşamı bilgisayar oyunlarıyla yoğrulmuş bir insan olarak bazı ortak yönlerimiz var nitekim. Kitap 176 sayfa ve çoğunlukla id Software’in kuruluşundan bugüne kadar çıkardıkları oyunlar çerçevesinde firma tarihinden bahsediliyor. İlgili kişilerle Mahmut’un değişik zamanlarda yaptığı röportajlardan tutun da internette, dergilerde veya basın bültenlerinde yayınlanan yazılardan alıntılar var bolca. Benim beklentim olan ve kitabın genelinde yer bulacağını zannettiğim, Doom’la ilgili kendi hayatından anılar ve düşüncelere ise aralarda diğer bölümlere göre daha seyrek yer veriyor. Özellikle çocukluk zamanından paylaştığı anılara benzer yerlere daha fazla yer verilseymiş keşke.

Cümlelerinden Mahmut’un özellikle John Carmack ve John Romero’ya ne denli hayranlık beslediğini kendi sesiyle anlattığını duyar gibi oluyorsunuz. John Carmack’in sadece bilgisayar oyunları dünyasında değil, genel olarak teknoloji dünyasında da deha kabul edildiğini göz önünde bulundurursak ona itiraz edecek halim yok. Ama gözüme kendisi pek yetenekli değilmiş ve sadece çok da büyük bir iş olmayan harita hazırlamak gibi şeyler yapıyormuş da (yanılıyor olabilirim), sadece doğru zamanda doğru insanlarla eğlenceli bir hayat paylaşmanın kaymağını yiyormuş gibi duran Romero da Carmack’tan daha aşağı kalır bir sevgi görmüyor bu kitapta. Bunların dışında Doom’un nasıl doğup büyüdüğüne ve bugünkü dev marka halini aldığına şahit oluyoruz özellikle kitabın başlarında. Yazarın verdiği ipuçları sayesinde Doom gibi bir eserin arka planının nasıl dolu olduğunu, hangi yeteneklerin ve tesadüflerin bir araya gelerek böyle bir ürünün mümkün olabildiğini görüyoruz. Benim dikkatimi bilhassa çeken konuysa ilk oyun Doom’un shareware olarak dağıtılmasının nasıl doğru bir hareket olduğu… id Software Knee-Deep in the Dead bölümünü, ücretsiz olarak, özellikle üniversitelerin paylaşım ağlarına yükleyerek çok geniş bir kitleye ulaşmayı başarmış. Windows’dan daha fazla bilgisayara kurulmuş bir programdan bahsediyoruz burada! Saral’ın meşhur Doom koleksiyonunu duyurması ve dünya çapında aldığı olumlu tepkilere de yer veriyor kitap. Konu ne olursa olsun bir insan dünyada bir numaraysa saygı duyulması gerekir. Ne iş yapıyor olursan ol, işini en iyi şekilde yapmayı hedefle düşüncesinin bir başka alanda tezahür edişi işte.

Kitabın anlatım konusunda kabul edilmesi gereken birçok eksisi var, ki bu yazarın ilk kitabı. Kesinlikle bir fikirden ibaret kalmasına gönlü el vermeden, başladığı işi yarım bırakmayıp, yazdıklarını basılı bir kitap haline getirmiş olması dahi hiç azımsanmayacak bir başarı. Eminim ki Doom ya da başka konularda yeni bir kitap yazmaya başladığı zaman çok daha dolu bir ürün ortaya koyacaktır. Tam olmuş diyemiyorum, çünkü bu haliyle pek de bir bütünlük içermeyen bir havası var. Daha ziyade bir blog’a yakışacak şekilde, farklı yerlerden toplanmış gazete küpürleri bir araya gelmişe benziyor. Özellikle alıntıların arasındaki cümleler alıntının sahibine mi yoksa yazara mı ait bazen belirsizlik yaratacak şekilde kafa karışıklığına sebep oluyor. Anlatım dışında, bir dahaki kitapta daha fazla özen gösterilmesini dilediğim bir unsur da kapak tasarımları. Arka kapak tasarımı vaziyeti kurtarır cinsten… Ancak ön kapak olumsuz anlamda bir acemilik hissi veriyor. Tamam, yazar teşekkür sayfasında ön kapak görseliyle alakalı olarak, bu ilk eskizle yetinmenin genç çizeri onurlandırmak açısından kendi isteği olduğunu söylüyor ama genel tasarımda yazılarla (ki yazıların kalabalıklığı da bunda etken) uyumsuzluğu kitabı eline alanı ilk bakışta rahatsız ediyor.

Sonuç olarak Doom’a özel bir ilgim olmasa da, bilgisayar oyunlarıyla ve bilgisayar oyunları sektörü merakıyla geçen bir ömür nedeniyle kitabı severek okudum. Yazdıklarıyla bana düşündürttükleri, bir işe tutkuyla sarıldığını gördüğüm için verdiği ilham ve adıma imzaladığı kitap için Mahmut Saral’a teşekkür ederim.”

Orijinal yazının linki: https://teknoseyir.com/urun/doom-kitabi-mahmut-saral

39. Emre Günen:

“Bir insan hayatının her anını, ‘Mevzubahis Doom ise gerisi teferruattır!’ mottosuyla yaşar mı? Mahmut yaşar…

Onunla aynı havayı solumamış, aynı metrobüse binmemiş, aynı ekrana bakıp oyun oynamamış biri, asla onu tam olarak tanıdığını iddia edemez! Damarlarında Doom’un kaynak kodları dolaşan, baktığı her yerde ona el sallayan Pinky Demon’lar gören, iki lafından üçü Doom olan bir prototiptir Mahmut… Bu sebeple, onu yakından tanıdığını sanan beni bile şaşkınlığa düşüren, “Önce Ben” isimli bölümü dikkatle okumanızı şiddetle tavsiye ediyorum.

Açık konuşayım, elinizde tuttuğunuz bu cisim kitap falan değil! Kitap görünümüne bürünmüş bir Doom belgeseli… Satırların arasında gezinirken gözünüzün önündeki hayali perdede bir Carmack’ın bir Romero’nun görüneceği, onların ağzından onları dinleyeceğiniz, Doom hakkında bilmediğiniz ne çok şey olduğunu fark edeceğiniz bir belgesel…

Hiperaktif bir oyuncunun kaleminden çıktığı her cümlesinden belli olan “Doom Kitabı”nı yüzümden hiç eksilmeyen tebessümle bir solukta okudum. Sizin de aynen öyle hissedeceğinize eminim.

Ve son olarak;

Mahmut, senin kitabına yorum yazısı da yazdım ya, artık ölsem de gam yemem.”

40. Emrah Doğan: “Mahmuuuut, kitabın harika dostum. Hani okudukça ‘Vay bee o öyle miymiş?’ demeyi geçtim, ne kadar okursan oku ara vereyim demiyorsun. Fazlasıyla akıcı. Doom’a kitlenme, başka oyunlara da yazmalısın.”

Yorumların orijinal görselleri:

https://www.facebook.com/pg/DoomCollectorMahmutSaral/photos/?tab=album&album_id=1827034330656202

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s